Spor Yaparken Kalp Krizinden Kendini Koru

Paylaş

Mustafa Koç’u dünyanın bir numaralı ölüm sebebi olan koroner arter hastalığına kaybettik. Genç yaşta yakalandığı bu hastalık nedeniyle ABD’de koroner bypass ameliyatı olmuş ama gerekli yaşam tarzı değişikliklerini başaramadığı için yıllarca aşırı kiloları ile mücadele etmişti. Son olarak bir “mide küçültme” ameliyatı olmuş, 40 kilo vermişti. Çok değerli bir insandı, hepimizin başı sağ olsun.

Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu konu ile ilgili aşağıdaki görüşleri paylaşıyor:

Mustafa Koç’un spor yaparken kalp krizi geçirerek vefat etmesi ülke genelinde büyük üzüntü yaratırken aynı zamanda sporun kalp krizlerini tetikleyebileceği konusunda kafaları karıştırdı ve endişeye neden oldu. Bu endişe ve kafa karışıklığı özellikle belirli bir yaşın üzerindeki insanları spor yapmaktan korkar hale getirdi ve böyle bir kanı pek doğru değil. Bazı hekimlerin “aman ağır spor yapmayın” gibisinden beyanatları bu yersiz korkuyu daha da pekiştiriyor.

Rahmetli Mustafa Koç’un tıbbi durumu hakkında detaylı bilgi sahibi olmadığımdan kesin konuşamıyorum ama herkesin basından bildiği; geçmişte bir koroner bypass ameliyatı olduğu, bu ameliyattan sonra dahi bazı kalp müdahaleleri geçirdiği, yıllarca kilo sorunu ile mücadele ettiği ve en son olarak ta kilo nedeniyle bir “mide küçültme” ameliyatı geçirerek 40 kilo verdiğidir. Mustafa Koç’un ölümünü neyin tetiklediği konusunda spekülasyon yapmak tahminden öteye gidemez ve doğru da olmaz ama ölümünü spora bağlamak da doğru olmaz. Tek başına spor kalp krizlerine neden olmaz.

Kalp krizi , spor yaparken gelebildiği gibi uykuda veya istirahat halinde iken de gelebilir. Seks yaparken gelebildiği gibi gazete okurken de gelebilir. Kalp krizinin olabilmesi için her şeyden önce altta yatan bir koroner arter hastalığının olması gerekiyor.

Kalp krizi geçirmiş veya koroner bypass ameliyatı olmuş kişilerin tedavileri kapsamında önemli yer tutan bir yöntem “kardiyak rehabilitasyondur” ve egzersiz ve spor yapma esasına dayanır.

Kalp krizi oluşması bakımından “spor yapmamak”, spor yapmaktan daha önemli bir risk faktörüdür.

Egzersiz ve Sporun Kalp Sağlığına Etkileri

  • Fazla kalorilerin yakılmasını sağlar.
  • Kilo kontrolüne yardımcı olur.
  • Kan dolaşımını hızlandırır, dokuların daha iyi oksijenlenmesini sağlar.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Kan Kolesterol düzeyini dengeler, kalp için faydalı iyi kolesterol ( HDL ) düzeyini artırır.
  • Kas kitlesini koruyarak metabolizmayı hızlandırır.
  • Şeker ve Kalp hastalığının en önemli nedeni olan “insülin direncini” önler, varsa hücrelerimizin insüline olan duyarlılığını artırır.
  • Spor, damarların genişlemesini sağlayan, kalp-damar sağlığı için elzem “nitrik oksit” (NO) maddesinin yapımını sağlar.
  • Düzenli spor tansiyonu dengeler, hipertansiyon varsa gerilemesini sağlar.
  • Spor kalp hastalıkları için önemli risk faktörü olan stresi giderir, iyilik hali sağlar, depresyona karşı korur.

Tekrar ediyorum; tehlikeli olan spor değil, spor yapmamaktır.

İster spor yapın, ister yapmayın 40-50 yaşını geçmiş herkesin, özellikle ailesinde kalp-damar hastalığı olanların belirli aralıklarla bir kalp kontrolünden geçmesi zaten gerekiyor. Bu amaçla yapılabilecek en iyi tetkik bir “Eforlu EKG” testidir. Temiz raporu alındıktan sonra kişinin yaşına, kondisyonuna ve fiziğine uygun bir spor yapması sağlığının en iyi sigortasıdır.

  • Sabahları yapılacak 10 dakikalık hafif kültür fizik hareketleri “motoru ısıtmak”, metabolizmayı hızlandırmak için idealdir.
  • En pratik spor yürüyüştür. Haftada 5 gün 30 dakika, orta tempoda bir yürüyüş her yaşta yapılabilecek bir spordur. ( “Yürüyüş en iyi ilaçtır – Hipokrat )
  • “Sporun Kralı” yüzmedir. Kol, bacak ve gövde kaslarını eşit oranda ve dengeli olarak çalıştırır. Eklemlere yük bindirmez.
  • Orta yaşlarda başlayan kas erimesini ( Sarkopeni ) önlemek için rezistans egzersizleri ( hafif ağırlıklar kaldırmak çok faydalıdır. En ideali bir spor salonunda ehil kişilerin nezaretinde yapılmasıdır.

Spor Yaparken dikkat edilecekler :

  • Spor sonunda solunum ve kalp hızının artması, hafif terleme ve yorulma arzu edilen bir durumdur ancak aşırısı zararlıdır.
  • Spora başladığınızda temponuzu yavaş yavaş artırın. ( İlk birkaç gün 15 dakika, sonra 20 dakika vs. )
  • Hiçbir şekilde kendinizi aşırı zorlamayın. Kimseye bir şey ispat etmek zorunda değilsiniz.
  • Zorlandığınızı hissettiğinizde durup dinlenin, isterseniz bir az sonra devam edersiniz. Anormal bir durum hissederseniz bırakın.
  • 40-45 yaşından sonra iddialı ve çekişmeli sporları ( halı sahada futbol, basketbol, squash vs.)önermiyorum.
  • Spor sırasında ter ile kaybettiğiniz sıvıyı en kısa zamanda yerine koyun. Yanınızda ufak bir şişe su bulundurun. Spordan sonra bir ayran için.
  • Spor yapanların vitamin ve minerallerden zengin yani meyve ve sebzelerden zengin beslenmesi gerekir.
  • Sigara kullanıyorsanız spordan 1 saat önce, spor sırasında ve spordan 1 saat sonra sigara içmeyin. Daha iyisi sigarayı bırakın .

Unutmayın; Sporun yaşı yok. 80-90 yaşında maraton dahi koşanlar var. Herkese uygun bir spor var.

Kaynak: Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu

error: Content is protected !!
Inline
Inline
Araç çubuğuna atla